30 Eylül 2009 Çarşamba

Google translate ile özgün içerik oluşturma


Bildiğiniz gibi google, translate yani çeviri hizmeti veriyor. Şimdi yabancı bir yazıyı türkçeye, türkçe yazılarıda yabancı dillere çevirebiliyoruz. Bu çevirilerde çoğu zaman saçma sapan cümleler ortaya çıkıyor, ana fikir anlaşılabiliyor ama cümle yapıları gülünç oluyor gerçekten. Tabi bu bahsettiğim uzun metin çevirmelerde. Yoksa "naber amca" cümlesini tam anlamıyla çevirebiliyor, problem yok.

Web işiyle ilgilinen cengaverlerin, blog yazanların çok ilgisini çekiyor bu Google translate. Çünkü özgün içerik oluşturmada kullanılabilir gibi görünüyor. Bir sürü tartışma var ortada. Bilmem "Google bu işe bir yöntem bulmuştur" diyenden tutunda "farklı dile çevrildiğinde özgün kabul edilir" diyenlere kadar. Şimdi bunları bir kenara bırakıp ben size kendi fikrimi ve deneyimi anlatacağım.

Öncelikle Google translate hizmetini kullanarak sözde özgün içerik oluşturduğumuz zaman bana göre google bunu "kopya içerik" olarak algılamaz. Nedeni ise şu; Bu hem zor bir iş hemde gereksiz. Çeviri yapılarak elde edilen içerik özgün içeriktir. Çünkü atıyorum mesela siz google pagerank hakkında çok kapsamlı bir yazı yazdınız ingilizce, bende bunu translate'de çevirip türkçe yaptım bir şekilde. Bu özgün kabul edilebilir çünkü sizin yaptığınız araştırma ve gözlemlere dayanarak yazdığınız makaleyi sadece ingilizce bilenler okuyabiliyor. Ben bu makaleyi alıp 70(!) milyonun daha yararlanmasını sağlıyorum. Ki olayın çok farklı bir boyutu daha var; Translate ile çevirip elde ettiğini metni tekrar ana dile çevirmeye kalktığınızda makalenin orjinalini elde edemessiniz. Dolayısıyla Googlenin metinleri çevirip orjinalini araması gibi bir şey mümkün değil. Velasılkelam Google bu işe hem girişmez, hem girişemez hemde girişmesi anlamsız olur çünkü bir nevi çevirilen içerik özgün kabul edilebilir.

Olayın etik tarafına hiç değinmiyorum dikkat ederseniz. Hepinizi tertemiz çocuklarsınız, eminim çevirdiğiniz içeriğe link verirsiniz yada içerik sahibinden izin alırsınız.

Bu olayın tam aydınlığa kavuşması için bir deneyde yapıyorum; Dün bir site açtım ve tamamen "Google translate" ile çeviriler yapıp döşüyorum siteye. İngilizce bir site. Çevirileride türkçeden yapmıyorum çünkü çok saçma cümleler ortaya çıkıyor. Genelde fransızca, almanca veya ispanyolcadan yapıyorum, google'nin bu dillerin çevirilerine daha fazla kafa patlattığı ve ingilizceyle yakın diller olduğu için. Bakalım site trafiğinde ne gibi değişikler olacak. Google kopya içerik muamelesimi yapacakmı? (ki hiç sanmıyorum).

Olabilecek şey şu; Google siteyi orjinal olarak algılar ama kullanıcı bağımlılığı olmadığı için gözden düşürebilir veya veya patlatır siteyi. Göreceğiz.

27 Eylül 2009 Pazar

Profesyonel blogcu nasıl olunur ?


Profesyonel blogculuk kavramını merak edenleriniz vardır belki. Profesyonel blogcu, blog yazarak para kazanan insanlara deniliyor. Yani para kazanan derken geçimini bu işten sağlayan insanlara, blog yazarlarına deniyor. Yani sen ben gibi "kendin yaz, kendiz oku" değil olay. Adamlar uyanık, bu işten para kazanıyorlar.

Şimdi size bir adam tanıtayım. Daha doğrusu bir blog tanıtayım; Profesyonel blogculuk kavramıyla ilgili çok değerli bilgiler bulabileceğiniz bir blog; Profesyonelblogcu.com. Blogunuz değerini artırmanızda, kafanızda şimşekler çakmasına neden olabilir, aman dikkat!

Adam 10 senelik işini bırakıp profesyonel blog yazarlığı yaparak para kazanıyor. Tahminimce güzel paralarda kazanıyor çünkü hem ingilizce hemde kaliteli yazılar yazıyor. Adresini verdiğim blogdada türkçe olarak bizimle tecrübelerini paylaşıyor, blogun slogunuda "Blog yazarak hayatını kazanmaya var mısın?". Açıkcası ben baştan sona bütün yazılarını okudum ve çok güzel bilgiler edindim. Şiddetle tavsiye ediyorum.

İngilizce yazılar yazdığı ve tahminimce "ana gelir kaynağı" da search for blogging isimli blogu. Girip bir bakmakta fayda var.

25 Eylül 2009 Cuma

Kariyer.net ten iş bulabilen var mı ?


3-4 gündür kariyer.net'te iş bakıyorum. Bir sürü firmaya başvurdum ama şu anda bir geri dönüş olmadı. Belki bu benim hatamdanda olabilir ama kariyer.netinde mantığı iş bulmaya yönelik değil zaten. Hee iş bulanlar illaki vardır burdan ama mantığı tam "iş bulmaya" hizmet etmiyor. Genelde şirketler cv depolamak ve reklam yapmak için kullanıyorlar bu siteyi. O yüzden ciddi manada eleman arayan firma bulmak çok zor. Bulan yokmudur illaki vardır ama zor !

Elemanonline.com gibi bir site bu kadar büyüse aslında çok işine yarar türkiyenin. Çünkü işveren direk iletişim adresini verdiği için çok gerçekçi bir site. Adam gelip "Ben makina teknikeri arıyorum. İlgilenenler şu numarayı arayabilir yada özgeçmişini şu mail adresine/faksa gönderebilir" diyor. Ne kadar basit ve doğruda bir yöntem değil mi ? İşveren böle dediği için ilanın bir gerçekçiliğide oluyor. Yani "ben şu anda arıyorum" diyor adam. Kariyer.net'te böle değil. Adam cvleri depoluyor. Ne zaman bir elemena ihtiyacı olursa bakıyor datadan sana geri dönüyor. Artık 1 aydamı döner 1 senedemi bilinmez. Sömürülebilir bir sistem kurduğunuz zaman sömürülür, bunun önüne geçemessin.

17 Eylül 2009 Perşembe

Cem Garipoğlu teslim oldu oleyy


Cem Garipoğlu sonunda teslim oldu. 197 gün boyunca ülke dışına çıkmamış. Bizim polisde Rusyada falan arıyordu Cem garipoğlunu.

Şimdi Ceme ne olacak acaba? Gerçi çocuk olarak yargılanacakmış ama ortada bir vahşet var. Birde "ay farkıyla çocuk olarak yagılanacak" falan diyorlar gazeteler. Ulan ay farkı fark değil mi? Yani farkı kapatırsan o farkında farkı çıkar. Sonuçta bir çizgi olmak zorunda. Bakalım. Gerçi ne kadar ceza alsada yine olan Münevver Karabuluta oldu. Yazık.

Şuralardan haberleri okuyabilirsiniz.

Cem Garipoğlu teslim oldu - Hurriyet
Cem Garipoğlu teslim oldu - CnnTürk
Cem garipoğlu burada teslim oldu - milliyet
Cem Garipoğlunun ilk ifadeleri - Milliyet
Cem Garipoğlunun teslim olduğunda çekilen fotoğrafları - Milliyet
Teslim oluşun perde arkadası - Milliyet

13 Eylül 2009 Pazar

İnsan hayatı bu kadar ucuz işte

Devlet büyükleri, devletin kurumları insana değer verdiklerini her zaman sölerler. Yeri geldiğinde oy kapmak- göz boyamak için ufak tefek, bütçeyi fazla sarsmayan şeyler yaparlar. Güzel vatandaşta buna kanar çoğu zaman, kanmasada kanar gerçi, kanar kanar. Amma velakin inanın hiç bir değer vermez devlet insana. İnsan hayatı 5 para devlet nezlinde.

Şimdi hemen örnekliyeyim bu sölediklerimiki tam otursun, altı boş kalmasın. İkitelliyi sel aldı ya. Bende oradaydım; bir akrabamın yanında. Hemen yardımlar, sıcak yemekler kuru gıda yardımları havada uçuşmaya başladı. Bunlar olmasın değil, olsun. Güzelde şeyler, lafımız yok. Ama gösterilen bu hassasiyet daha büyük vakalarda en az burdaki gibi gösterilse ne ala. Yani "ben sana değer veriyorum" şeysi kendi aleyhine dönecek olaylarda değil, her alanda olmalıki bir değeri olsun. Yoksa hiç bir değeri olmuyor. Aksine eksi puan yazılıyor lehine. İşte devlet baba bunu anlayamacak kadar mal. Gerçekten mal. Diğer taraftan vatandaşta bunu anlayamacak kadar mal. gerçekten mal.

Velasılkelam felaketi! atlatıp evime doğru yola çıkmıştım. İETT ile boğazı geçmiş, kafamı cama yaslamış, bir yandan önümde ayakta duran kızın poposuna kaçamak gözlerle bakarken bir yandanda kafamda sexle alakasız şeyler düşünüyorum. trafikte gıdım gıdım ilerlerken bir ses duydum arkadan "la bak bak adam intihar ediyor" diye. Birde baktım önümüzde üst geçitin karşı şerit tarafındaki parmaklıklarından yola doğru sarkılan bir adam. Başındada 5-6 tane polis. Trafik akıyor. Şimdi burda hemen tespiti yaptım tabi. Çok zekiyim ya. birincisi o adam ordan atlasa kafa üstü çakılmadığı sürece ölmez çünkü üst geçitle yol arası 5 metre. Ancak araba ezerse ölür. Polislerde ikna etmeye çalşıyorlar elemanı. 1. mal intihar etmeye çalışan çocuk. E be yavrum edeceksen git kafana sık, kendini as niye düşüyorsun devletin eline. 2. mal polisler. Kesin çözümler üretmek yerine ikna etmeye çalışıyorlar elemanı. Ulan adam intahar edecek bir çözüm bulda öle ikna et. Yani bir hayat yok olmasın. Diğer bir değimle bir hayat bir kaç polisin ikna yeteneğine bağlı olmasın. Çözümde o kadar basitki; yolu trafiğe kapatıp, elemanın atlayacağı yere o yuvarlar zamaningodan gericeksin o kadar. Başka hiç bir şey yok. Yani bütün bu işlem taş çatlasın 30 dk. Ama tabi devlet baba tınlamaz bir insan yok olmuş olmamış. Takmaz.

Şimdi ikitellideki sel felaketinde! insalara gıda yardımı yapan devlet baba kartalda intihar etmeye çalışan, derdi belki dağlardan büyük bir adamı kurtarmak için kılını kıpırdatmıyor. Polislerin başında ikna etmeye çalışmasının yeğane sebebide trafiğin durmaması. valla. Yoksa orda çocuğu ikna ederken harcanan efor yukarıda sölediğim çözüm için harcansa 100 kere kurtarılır çocuk. Ama ne, trafik duracak, itfaiye çağırılacak falan filan. Değmez o kadar engaveye, yolu trafiğe kapatmaya. Şimdi yol yarım saat trafiğe kapansa bu ülke ekonomisine binlerce dolara mal olacak, bu binlerce dolarda intahar etmeye çalışan çocuğun hayatından değerli! Değerli lan valla. Yoksa bunun başka bir açıklaması varmı. İlkokul 1. sınıf çocuklarına sorsan bu işin çözümünü bulurlar. Yani durum çok vahim aslında. İnsanlar mal, devlet mal. Herkes mal. Bende malım...

07 Eylül 2009 Pazartesi

Toki şekerpınar konutları


Bu aralar taşınma telaşı içindeydim. Toki şekerpınar konutlarına taşındım. Hiç sevmiyorum taşınma işini. Kurulu düzeni bozup yeni düzen kurmak ne kadarda zormuş. Ayrıca güneş battıktan sonra acayip bir laham kokusu sarıyor etrafı. Balkondan oturulmuyor. Koskoca toki herşeyi yapmış bir onu beçerememiş sanırım. Birde sigara, ekmek vb şeyleri almak için 1 km yol yürümek zorunda kalıyorum. taa kent matkete. Yakında büfe yok. Şimdilik gözüme batan eksiklikler bunlar. Daha bilgisayarımı bile kuramadım eve. İnternet cafeden giriyorum :) Ne kadar koyuyor insana cafeden girmek bir bilsen..