23 Mayıs 2009 Cumartesi

Ölüm ve sonrası

Hayatım da merak ettiğim en büyük şey ölüm ve sonrasıdır. Öldüğüm de rüya gibi bir şey mi görücem yoksa bir şeyler hissedicek miyim yine. Bir mesaj olacak mı acaba o zaman. Ya da masaj. Çok bilinmez şeyler gerçekten, tahmin etmek imkansız… Hiçbir şey olmayacaksa da kalıcaksın öle, fosil.

Pek fazla akıl yürütmek istemiyorum bu tür konular da ama olabilecek şeyleri konuşmakta fayda var, daha doğrusu olma ihtimali en yüksek olanları. Bize, insanlara göre. Öbür dünya diye bir şey olduğunu düşünürsek tekrar bir uyanma olucaktır. Yani inanç sistemimize göre bir yargılanma için uyanma. O zaman çıkacağız yaratanın karşısına. Ne sorulacak acaba? Bana göre direk hesap işine girilir. Sonuçta yaptıkların belli. Ya da Cem Yılmaz’ın dediği gibi giriceksin akıllı fırına. Karşın da plazma tv. 1.baldıza sarkerken. Hem izliceksin hem kızarıcaksın. Böle

Acaba diyorum, hani bu kadar güçlü bir varlık kararından dönemez mi?. Tamam her kitapta bir sözü var. İncil, Tevrat, kuran, bilmem ne. Hepsin de söz vermiş. Şunu yapın cennete, şunu yaparsanız da cehenneme. Güç ondayken bana göre bu sözlerinin hiçbir değeri kalmıyor. Yani düşünün güç on da zaten. Ne değeri olabilir ki sölediklerinin. Yarın keyifsizlenip “Koyarım lan bu dünyaya” diyip herkesi yok etmeyeceği ne malum? Sonuçta tek lafına bakıyor iş. Değil mi?

Bunlar doğru. Gerçekten doğru! İnanın bana. “Allah, şey, en güçlü, söz vermiş, şey” demeyin hiç. Olasılık dahilinde bunlar.. Bir sistem de tek baş varsa kötüdür. Sonuçta onu kimse hesaba çekemez. O ne derse o. Bir kral düşün; Bu adamı asın dediğinde asacaksın. Bu da böle.

Elden ne gelir peki bu durum da? Konuşuyoruz ediyoruz ama bir çözümde yok bu konu da. Sonuçta yaratılan biziz. Ne yapabilirsin ki? İstediğini yapar, tanrı. Sölediğine itaat etmekten başka bir şey yapılmaz, itaat etmekten başka. Nerden çekersen çek fotoğrafı boş yaşadığımıza geliyor iş. Tabi kimilerine göre çok dolu olabilir ama boş be. Düşündüğün zaman boş. Ama dediğim gibi elden ne gelir. Yarın yine işe gideceğiz, yine karımızla sevişicez. Ne yapıcaksın ki başka ?

05 Mayıs 2009 Salı

Tanrının ulaşım araçları

Ben hep elde ki bütün imkanları kullanma taraftarıyım. Çok imkan varken elde, en basit yolu seçmenin saçmalık olduğunu düşünmüşümdür. E-posta varken posta göndermek belki bir nostolji olabilir ama saçmalık olduğu gerçeğini değiştirmez. Çünkü e-posta hızlı ve ücretsiz, üstüne üstük ağaçları kurtarmak gibi ulvi bir görevide yerine getirmiş oluyorsun… Hee e-posta gönderme yetisine sahip değilsen o ayrı mesela. Konuştuğum şey eldeki imkanların içinden en saçma olanı, en basit olanı ve en salakcasını seçme meselesi…

Tanrının insanlara ulaşma meselesi de buna benzer bir mesele. Eldeki imkanları sınırsız. Daha doğrusu istediği imkanı yaratabiliyor. Tanrı ya! O yüzden. Böle bir gücün sahibi olunca sapıtılıyor mu noluyor bilmiyorum ama tanrının insana ulaşma meselesi tamamen saçmalık. Neymiş? Hz Muhammedi bilmem nereye çağırmış, Cebrail aleyhisselemın aracılığıyla iletişime geçmiş. Neymiş? Cebrail aleyhisselamdan kuran’ı sayfa sayfa göndermiş hz Muhammede.. Yani size de biraz kısıtlı gelmiyor mu? Ya da ne bilim fazla basit gelmiyor mu? Mesela ben de öle bir güç olsa ve yarattığım birisiyle iletişeme geçmem gerekse hiçte öle bir yöntem kullanmam. Yok Cebrail, yok Mikail gibi melekte yaratmam kendime. Napıcam ki ben meleği? İşim başımdan aşkın da yardımcılara mı ihtiyacım olacak? Ne yapacaksam kendim yaparım, güç ben de değil mi zaten. Her şey ben de. İstediğim her şey. Mesela bir insana bir şey ileticem. Onu öle oraya buraya çağırmam. Direk kulağına yaklaşır sölerim söleyeceğimi, kitap falan da vereceksem cebine koyuveririm… Ben ki onun yarattığı bir insanım, böle yöntemler bulabiliyorum. Ee tanrı bunun misli yöntemler üretebilir. En basitinden istediği şeyi insanın aklına koyuverir, Mesela..

Tanrının böle basit yöntemler seçmesinin sebebini de tahmin edebiliyorum aslın da; Bu tür şeyler de, yani din meselelerin de bir hikaye olmak zorun da; dağa çıktı, ordan kitap indi sonra elçi insanlara onu okudu, insanlar çok etkilendi. Etkilenmeyenler için ayı ikiye böldü falan filan… Bir şekilde olayın hikayesini duymak istiyoruz insan olarak. Tahmin etmek istemiyoruz aklımız ermeyen şeyleri. Bunlar olmasa “lan kitap nasıl indi, bu nasıl oldu, şu nasıl oldu” gibi bir sürü soru soracağız ve bu dini reddetmek için bir neden olacak. Tanrı da bunları ya da buna benzer şeyleri düşünmüş olacak ki insanlarla iletişime geçmesi gerektiği zaman insanların aklının ereceği basit yöntemler kullanmış…