17 Ocak 2009 Cumartesi

Kan tükürdüm olm

Sabah boğazıma takılan bir şey vardı. Böle sanki ağızla burnun birleşim yerinde bir şey takılmış gibi. Şöle içten bir "ığğğkkkkk tüüü" yaptım. Bir baktım lavobada kan. Lan dedim noluyoruz. Kansermiyim? Ölecekmiyim. Akçiğer kanseriyim sanırım. Evet evet kesin kanserim. Ehihihi.

Böle şımarık. Salak bi kişilik takındım. Dalga geçilecek bir konu değil ama nedensiz bi lakayitlik sardı beni. Önemli bir konu. Bunun sebebleri ne olabilirmiş bir bakalım...
kan tükürmek genel bir tabir olup aslında birdne çok rahatsızlığa işaret edebilir.

kan tükürmenin nasıl gerçekleştiği öncelikle olarak sorulması gereken sorudur: yoğun bir öksürme ile ve balgamlı, hafif bir öksürükle, burun akıntısı olarak ya da aniden ağız içinde beliren kan tadı ile. son ikisi yüksek ihtimalle burun veya ağız içindeki bir sorunu işaret eder.

bir diğer soru ise kanın görünümüdür. kan parlak kırmızı, bordo, pembe, balgam/tükürük içinde lekeler halinde olabilir.

kan tükürmek korkutucu ve iğrenç bir deneyim olsa da çoğu zaman dişetifarenjit olan kişiler buna dikkat etmelidir.

birkaç kez kan tükürme deneyimi yaşayan kişiler vakit geçirmeden, mutlaka, bir doktora görünmelidirler. iç hastalıkları ve göğüs hastalıkları, kulak burun boğaz, diş ve ağız hastalıkları hekimleriyle görüşülmelidir. akciğer filmi, kan tahlili, basit boğaz görüntüleme ve diş hekiminin yapacağı kontrol sonucunda tanı büyük ihtimalle konmuş olacaktır. hastalıklarına ve burun kanamalarına denk gelmektedir. yani sizin "akciğer kanseri mi oldum olm" yakarışlarınız sıradan bir dişeti kanaması olabilir. bir diğer sık görülen durum da aşırı boğaz tahrişidir. özellike kronik
Diş eti sorunlarım olduğunu biliyorum. Dişlerimi fırçalarken ve bazen de nedensiz yere diş etim kanıyor. Arada bir de burnum kanıyor. Mesela geçen gün yatarken öle kanamaya başladı. Yastık mastık birden kan oldu.

Bunlara dayanarak kan tükürmemin sebebi; Yüksek ihtimalle ya diş eti sorunları yada kuvvetle çektiğim balgamın burnum da yarattığı baskı. Tabiki kanser de olabilirim.

İnsan öle garip bir yaratık ki içten içe kötü şeylere bir merakı oluyor. Karışık duygular yaşıyor böle durumlarda. Kan tükürdüğüm de hüzünle beraber bir mutluluk sardı bedenimi. Mutluluk tarafım ağır basıyor ama bir yandan da hüzünleniyorum. Abartıyorum. Kanser psikolojisini yaşamak istiyorum ama gerçekten kanser olup ölmekte istemiyorum.... Buna benzer bir sürü isteğim var. Mesela eski devirlerdeki gibi savaşmak isterdim. Ama ölmeden. Mesela birisi kılıcı soktuğun da karnıma acı hissetmicem ve hemen düzelicem. Kellemi uçurdukların da hemen yerine gelicek. Ölüm korkusunu hissedicem ama. Hiç ölmeden nasıl hissediceksem? Olursa böle olsun isterdim. Ölmeden yaralanmadan o heyecanı o duyguları tatmak isterdim. Tabi ki tadılası duygular olmadığına eminim ama insan merak ediyor. Nasıldır acaba diyor? O heyecan, o ölüme adımlar kala hissedilen şeyler insanın hayatını tamamen değiştirebilir. Değer verilen şeyler gözüne görünmeyebilir ya da daha çok sarılırsın sevdiklerine. Nietzsche’in dediği gibi “Hayatı kaybetmenin kıyısına yaklaşanlar, onu daha iyi tanırlar”.

Bildiğiniz ya da bilmediğiniz gibi Rus yazar Dostoyevski siyasi nedenlerden dolayı idam cezası almıştı. Bildiri yüzüne karşı okunup gözleri bağlandıktan sonra, ölüme dakikalar kala affedilldiğini öğrendi. "Şu anda varım yaşıyorum, üç dakika sonra bir şey olacağım, ama ne olacağım, üç dakika sonraki ben kim olacak?" Karmaşık duyguları soğuk bir yüz ifadesiyle yaşadı Dostoyevski. Hayatın kaybetmenin kıyısına yaklaştı. Sonra affedildiğini öğrendi. Belki Dostoyevskinin dostoyevski olma sebebi budur. Yapıtlarından çok etkilenmemizin sebebi budur belki. O hayatta yaşabilecek en acımasız şeyi yaşadı. Ne hissedeceğini bilememiştir. En yakın dostlarını ve ailesini bi gözünün önünden geçirmiştir belki. Belki hemen ölüvermeyi düşündü, hayatın basitliğini ve kısalığını, hayatın saçmalıklarını ve mükemmelliğini düşündü belki. Belki de gözünü bahlayan cellatın ne hissetiğini anlamaya çalıştı kalan dakikaları anlamsızlaştırmak için.

Aşk, sevmek güzel duygular. Bir nevi tasvir edilebilir. Ama ölümle ilgili olanlar tasvir edilemeyen duygular. Kimse bilemiyor ne olacağını. O duyguları yaşayan da bilemez ne hisseceğini, ne düşüneceğini...

0 yorum:

Yorum Gönder