12 Kasım 2009 Perşembe

Yine aynı yol

Yine aynı yol. Sigaramı çoktan yaktım, yağmur hafiften çiliyor, biraz da üşüyorum. Adımlarımı sıklaştırmam lazım; zamandan kazanırım. Yağmur da sigara içmenin keyfi de bir başka arkadaş, boşver sen.
Her gün bu yolu yürüyerek emekli olabilecek potansiyeli görümüyorum kendimde. Çok çabuk sıkılıyorum her şeyden.
Ama müdür, sonuçta eline biraz para geçiyor, harçlığın çıkıyor. Olsun sen böle devam et. Askerlikti, açıktan üniversiteydi falan hayat akar. İllaki bir şeyler çıkar.
Karamsar olmanın manası yok. Bir de şey var hacı. Adamlar ne para kazanıyor lan. Düşünsene bir fabrikan var, hidrolik sistemleri, micro yapılara uyguluyorsun. İşleme de müthiş hassasiyete ulaşmışsın. Muthiş para ve itibar kazanıyorsun. Ne güzel olur dimi lan. Bak ismide çok cakcaklı "hidrolik sistemleri, micro yapılara uyguluyoruz" sulogan olur hacı bu. Vallahi.
Sigara içmeyi neden unutuyorum ki kendi kendime konuşurken ? Dur bir fırt çekeyim şöle derinden. hehhhh tamam.
Bak çok şey var kafamda. Abi sen niye bölesin ya. Biraz da sen konuş, hep ben konuşuyorum. Niye sesin çıkmıyor lan senin ? Hayır kişilik bölünmesi yaşıyorum da, kendi kişiliğim hiç konuşmuyor, hep diğeri konuşuyor, yani ben. Allah Allah.
Neyse boşver. Böle olmasa bitmez bu yol, hem hayatta çekilmez.
Bir de şey var lan. Hep böle amale mi olacaksın sen? Her akşam diyorum sana ya, böle çekilmez olm hayat. Her gün her gün ne lan bu. Olmaz abi böle. Bak bir şeyler yap. Dur sigaradan çekeyim.
Olm nereye kadar lan, nereye kadar gider olm bu hayat, nereye kadar amale olacaksın hacı ?
Bir şeyler yap bence. vallahi. Giriş bir yerden ya. Nolursa olsun.
Ünlü atasözünü bilmiyor musun sen. Boğulursan okyanusta boğul müdür. hehe. Derede yüzüyorsun hep. Mayyaksın olm sen. Küfür edecem sana hee.
Yolu yarıladım nerdeyse. Her gün bu yol nasıl bitiyor hayret ya.
Bu zaman olayı varya, onu formülüze edelim mi hacı kalan yolda.
Düşünsene. Zaman kadar hızlı, zaman kadar yavaş bir şey yok hoca. Geçmiyor ama geçiyor lan. Yani duruşun bile bir akışı var, yavaş görecelik kazanıyor. hızlıyla yavaş birbirine karışıyor ve öleee bir yere doğru koşuyorsun. Düşün lan. Bu yol bitmez diyoruz her akşam senle beraber, her günde bitiyor ya. Bir günde bitmediği yok. Niye böle ki. Yani ya dur ya git. Böle kafamızı karıştırıyor. Boşver ya bu konuda sarmadı, kafamızı yormıyalım olm biz. Amale adamın ne işi olur zaman formülasyonuyla. Einstein misin olm sen ?

Küfür ettirme adama lan. Moralimi bozma akşam akşam. Dur sigaradan son bir fırt çekeyim. Lan bu sigarayı yakıyorum, elimde unutuyorum ya. Ama iyi oluyor boşver sen.

Geldik yine eve. Anahtar nerdeydi ya. heh ayakkabımın içindeymiş.

11 Kasım 2009 Çarşamba

yarım kilometre yol

Yarım kilometre yolum var. Yürü yürü bitmez. Ne düşünsem acaba.
Dur önce sigaramı yakayım, yoksa sarmaz, bitmez bu yol. Ustayı çekiştireyim biraz, cevab veremediğim sorularına, azarlamalarına şöle kapsamlı bir cevap vereyim, eline vereyim şunun.
La kara cahil, sevgili usta. Bir kere benim sorumluluğum belli, bana niye bir kerede 15 tane sorumluluk yüklüyorsun ? he söle bakayım, şimdi söle. Kendi sorumluluklarını bana yüklüyorsun, ki patron kıbleye doğru çevirmesin seni. Değil mi lan ? oğlum bak benim kafamı attırma, ağız burun dalarım sana, benim sorumluluğum belli. Bir daha benim karşıma bunlarla gelme, hadi.
Ya abi bırak a.satayım, en iyi memurluk, full yatış. Sigara yarı olmuş lan, vay be. Dur devam edeyim. Olm en iyi memurluk lan. Valla full yatış. Abi ben kpss'ye hazılanacam. hee bide şey olayı var lan; java. Mayyak bir şey, böle oyun yap, ne bileyim sistem kur. Her şey yapıyorsun, acayipte para varmış. Ona da dalmak lazım. Ya abi üniversite mezunusun ingilizce bilmiyon. Olm öğren lan şunu, yarım yamalak biliyorsun zaten. Biraz daha asıl öğren.

Şu insanlar varya şu insanlar. Acayip. Akıl sır ermiyor. Çalış çabala nereye kadar olm ? Nereye kadar gidecek lan bu hayat. Böle olur mu olm. Bir şeyler yapman lazım hacı. Vallahi. Bak kendimle konuşuyorum acayip sarıyor nedense, ya hacı bir yandan düşünüyorum bu yeteneğim olmasa her gün bitmez lan bu yol. Olm ben ilerde filozof olursam bilki bu yeteneğim yüzünden.

Dur biraz daha çekeyim sigaradan, süngerinden de çekeyim biraz. Nasıl olsa amaleyik...

Bak eve geldik. Bu günde bitti yol.

Hacı bitmez denilen şeyler hep bitiyor. Her şeyin sonu var ya. Vayyy be.

Anahtar nerde ya. Heee diğer cebimdeymiş.

01 Kasım 2009 Pazar

Neden otomotiv yan sanayi türkiye, cin ve hindistan da gelişiyor ?


Bu aslın da cevabı çok zor olan bir soru değil. Teknolojisi gelişmemiş, insani değerleri tam yerine oturmamış, bir ürün veya hizmet üretmekten aciz ülkeler her zaman saydığımız değerlere sahib ülkelere kölelik yapmak zorundadır. Artık yavaş yavaş avrupa ülkeleri ve amerika üretim hattından çekilmeye başladılar. Çünkü avrupa ülkelerinde işcilik maliyeti çok yüksek. Bu, ürüne yansıyor ve pazarı direk olarak etkiliyor. Bunun önüne geçmek için yapılabilecek tek şeyde üretim hattını, işciliği ucuz, amaleliği seven ülkelere yaymak. Dolayısıyla ürünün satılabilirliğini artırmak ve kar etmek. Mantık çok basit. Yapılması gereken tek şey işi projelendirmek ve bütün sorumluluğu "yan kuruluşa, yan sanayiye" yıkmak. Hizmet pazarlayanlar her zaman kazanır. Bir "değer yaratmak" beyin işidir; Araba, uçak, telefon, bilgisayar ve binbir çeşit ürün, hizmet. Bakın türkiye de bunlardan hiç biri yapılıyor mu? Hayır. Bu saydığım ürünlerin envaye çeşit parçasını üretiyor ama asıl ürünü üretemiyor. İşi güçü yancılık, olmaz. Bu işlerde asıl voleyi vuran proje sahibidir. Yan sanayi gelişsin tabii ki, gelişmesin demiyorum. Ama bu gelişmeyi "ülke kalkınıyor, uçuyoruz lan" diye lanse etmek çok yanlış. Evet, bur da bir kazan-kazan durumu söz konusu, yan sanayisi gelişmiş-gelişen ülkelerde işsizlik azalıyor ve bir iş gücü ortaya çıkıyor ama burda asıl kazanan, asıl uçan biz değiliz, yancılığını yaptığın ülkeler-firmalar. Bir otomobil firması sizden parça isterken üzerinize bir sürü sorumluluk yüklüyor, sizin işi nasıl yapacağınızla kesinlikle ilgilenmiyor, belirli bir kalite belirleniyor ve gerisi tamamen size kalmış. Bu otomobil firmasının karına tamamen, üzerindeki yükü tamamen size yıkıyor.

Uzatmayalım. Mesajımızı direk verelim.

Eyy yan sanayiciler, Avrupa ülkelerinin yancılığını yapan güzel insanlar. Çok sevinmeyin. Para kazanıyorsunuz, egonuz tavan yapıyor ama bur da asıl zarar gören bizleriz. Sizden rica ediyorum ulan. Bir şeyler üretin. İyi, kötü bir şeyler üretin. Otomobil üretin ulan, cep telefonu üretin, uçak yapın, aklınız da en uçuk ne varsa onu yapın ulan, teknoloji üretin. Amalelik yapmayın. Çılgın olun, para kaybedin biraz, risk alın biraz, nasıl olsa kazanıyorsunuz. Biraz da kaybedin ulan.

21 Ekim 2009 Çarşamba

6 bacaklı iş makinası




Timberjack firmasının tekerli ve paletli iş makinalarının giremediği yerler için üretilmiş bir iş makinası. 6 bacağın hepsi hidrolik sistem. Elektronik kontrolle bütün işler sürücü kabininden yapılıyor. Aşağıda ki video da görebilirsiniz. Makinanın ucun da takılı olan ve kütükleri adeta "şakır şakır" doğrayan alette ayrı bir icat..


17 Ekim 2009 Cumartesi

İslam ülkesinden iskandinav ülkelesine bakış


Ders çalışma bahanesiyle odalarında yanlız kaldılar. Dünya hala kabullenmekte zorluk çekiyor. Ama bu bazı insanların hiç ama hiç umrunda değil. Yaşanan şeyler, hissedilen duygular, yapılan inanılmaz paylaşımlar vardı ortada. Karşı olan insan bile o anın büyüsüne kaptırır kendisini, alamaz. Etraf, etrafta olanlar hayal edilir, perdenin arasından sızan güneş hayal edilir, tayallül edilir yüze vuran nazik, çekingen güneş. Bir umursamazlık vardır ortada. Çenenin altında hissedilen ıslak bir dudak, üstünde sıçak bir ten ve içinde inanılmaz volkanlar, durulan sular. Patlayan volkanların durulan sulara sızması gibi.

O an, hiç bir şey düşünmeden yaşanılanlar. Hiç bir sorgulama olmadan. Sevap, günah. Ahlak, kural. Hiç bir şey. İnsan olduğunu en çok anladığın an veya hayvan, o an. Samimiyetsizler dünyasın da en samimi olunan, karanlığa bürünmüş bir odada bir kıvılcım gibi, doğmakla ölümün karışımı, bir ağacın meyvesine karşılıksız, saf bakışı gibi, nadide, nadidedir o an. Sevgi değildir, aşk değildir, tanıma sığmayacak kadar büyüktür, kelimelere indirgenemeyecek kadar büyük, dünya için küçük, insanlar için küçük, adi.

08 Ekim 2009 Perşembe

Blog gelirlerinizi artırmaya yönelik sanal seminer.

Blogundan belirli miktar para kazanan veya para kazanmak isteyenler için hazırlanmış. Google adsese kodlarını nereye, nasıl yerleştireceğimizle ilgili ipuçları veren bir sanal seminer. Buyrun izleyin.

07 Ekim 2009 Çarşamba

Google logosu bu gün barkod


Bu gün google logosunu barkod yaptı. Hasta oluyorum google'nin bu inceliğine. Barkod hakkında bu zamana kadar hiç bir makale okumamıştım açıkcası. Google sayesine barkodunda tarihini, kimlerin, neden yaptığını öğrenmiş olduk. Sağol google, sağol.

Sizde bakın şurdan barkodun tarihine.