14 Kasım 2009 Cumartesi

bu günde aynı yol

Büyük bir moral bozukluğuyla indim arabadan bu sefer. Pazar da çalışma varmış. Hayatım da bu kadar salak bir şeye, bu kadar salak bir işe, bu kadar robotlaşman gereken bir işe, hiç bu kadar yoğunlaştığımı bilmiyorum. Eğer iş yerinde harcadığım zamanı, iş yerine verdiğim zamanı kendim için ayırsam şimdiye prof dr olmuştum. Yaşım daha 21, düşün artık.

Yoldaşım, arkadaşım. Düşünmemiz gereken şey bu, bu akşam. Başka bir şey yok. Tabi bu ilk değil, daha önceleride pazar çalıştın sen. Neden bu kadar moralin bozuldu bu sefer ? Kötü tarafı şu. Haftan 14 gün sürüyor. Diğer hafta da pazar çalışma olursa 21 gün sürüyor. Böle şey olur mu hacı ? Böle rezillik olmaz. Hayattan tad alamaz ki insan böle. Ne lan bu. Çalış, çalış, çalış. Çalışalım bebeğim tamam da pazarda bırak banyoda çırıl çıplak höngür höngür ağlıyalım, göz yaşlarımızla otuzbir çekelim, bütün haftanın stresini atalım. Değil mi.
İşte abi böle hayat. Sen konuş dur bir şeye fayda etmez. Olması gerekenler vardır olur. Bu kadar basit. Düşünmenin, tartışmanın manası yok.
Sigaramızı daha efkarlı yaktık bu seder, ilk nefesi çok derin çektik. Öle derinki taa bağırsaklara indi. O kadar. Sanki iç karanlığının ilacıymış gibi. Çek bi daha, ferahla, Bu yolu pazar yapalım. işte böle.
Hiç kimse neden olmuyor, biz bu yol da giderken. Acaba kafayı yiyelim diye mi. Aslında işlek olması gereken bir yol bu.
Bunlara takılmayalım. Küçük ayrıntılar bunlar. İşlek olsada kızlara bakıp tekrar devam edeceksin yaptıklarına, sanki tanımıyoruz birbirimizi. Aynı anda iki şeyi birden yapabiliyoruz biz. 2 kişiyiz ya.
Böle devam ediyor hacı ne kadar konuşsakta. Sürekli konuşmaktan başka bir şey yapmıyoruz. İcraata niyetlenmeden konuşmak anlamsızlaşmaya başladı değil mi artık ? Bir şeyi yapmayacaksan konuşma lan. Niye konuşuyoruz ki. Sadece vakit öldürmek için. Belki sadece niyetimiz budur "vakit öldürmek". Amalenin başka derdi telaşesi yok sanırım. işi gücü bu. İş yerinde de bölesin lan sen. İşin güçün vakit öldürmek. neden ölüme bu kadar hızlı koşuyorsun. Tadsız tuzsun bir yaşam, aynı zaman da çok hızlı ilerliyor.
Böceksin oğlum sen. Dünya üzerinde bir karınca gibisin, makro dünyada micro bir yaratıksın, malsın, aşağılıksın, değersizsin ve işe yaramazsın. Sen lanetsin, kendi için bile bir şey ifade etmeyen bir oluşumsun, hayatını sürdürmenin hiç kimseye faydası olmadığı gibi sanada faydası yok. Bu akşam böle lan, ne var. Darılmaca gücenmece yok, kafaya sıkmaca da yok. Bu böle olmak zorunda, seçeneklerin yok. Zaten seçeneklerini yaratma gibi bir saçmalığa da inanmıyorsun.
Sigarandan çek derin bir nefes daha. Ohh bende rahatlıyorum sen çekince. baş parmağını koy tekrar ön cebine. Sigaran parmaklarının arasında, başın önce. Konuşmaya devam edelim.
Bu adımları attıkca sanki bir şeyler oluyormuş gibi hissediyormusun sende ? Ayakkabılarının ucuna bak. Sürekli adım atıyorsun, çabalıyorsun. Bir şeyler yapma vakti gelmedi mi sence? her akşam bu yolu yürüyecek misin bi hiç uğruna. Seninde mutlu olmaya hakın var lan. Ne zamana kadar böle başın önce yürüyeceksin. Ne zaman şu sigarayı bırakıp yüzmeye başlayacaksın. Mutsuz olma olm. Ağlama. Hakkın yok buna. Bu yol ya seni bitirecek, ya da sen onu. Birimiz bitmek zorunda lan. Böle olmaz.
Senin mutlu olmanı istiyorum. Gülmeni istiyorum. Bir robot icat etsen inan bütün bu yaptıklarını senden iyi yapar. O kadar aşağılık bir şey yapıyorsun.
Hayatına çeki düzen vermek için yeni uğraşlar edinmen lazım, "aranan adam" olman lazım. Bir değer yaratman lazım hacı. Artık adım atma zamanı geldi bence. Sence de öle değil mi? Kafanı salla. yaa. Öle müdür.
Öle hızlı ilerliyorki zaman. Sigaranı yine unuttun elinde, külü düşecek. Çek sigarayı, ziyan olmasın. gıramı para onun. Pis amale.
Eve baya yaklaştık. Bu akşam yolu sana hakaret ederek geçirdik. Belki aklın başına gelmiştir. Mal bir yaşam tarzı olan mal insan.

Anahtarını çıkar cebinden kapıyı aç. Yol bitti.



13 Kasım 2009 Cuma

Her akşam bitmeyen yarım kilometre yol.


Telefonumu cebimden çıkardım. Servis şöförüne bir kafa selamı çakıp indim arabasından. Çok meraklısı değilim.
Olay indikten sonra başlıyor zaten. Telefonumu cebimden çıkarmamın sebebide tuş kilidini açıp kapamak. Başka bir işe yaramıyor zaten, arayan soran yok. Sadece tuş kilidini açıp kapatıyorum, bana terapi gibi geliyor bu. Eğer ileride sadece tuş kilidi açılıp kapanan telefon çıkarsa ondan alacağım. Ama sadece tuş kilidi. Başka bir şey olmacak; Arama, aranma, mesajlaşma falan. Olursa almam.

Bu sefer yavaş yürüyorsun aga neden ? Bu gün yorulmuşuz galiba. Amalelik zor tabi. Biraz adımlarını hızlandır, ayar etme adamı yolumuz uzun. Hadi.
Düşünmemiz gereken şeyler var. Tartışacağız senle. Konuşacağız. Daha doğrusu ben konuşacağım, sen değil.
Senle arayı bozmak istemiyorum hacı. Hemen sıcak bir giriş yapmam lazım ama aklıma da bir şey gelmiyor.
Olm sen çok marur adamsın lan. bak ben sende böle çok iyi bir şey görüyorum, büyük bir şey. Ama bunu ortaya çıkarmıyorsun, neden la ? Hayatını böle mi idame edicen? Mal gibi. Olmaz bence lan. Sen bişiler yapmaya başla. Her gün sana bir proje sölüyorum ama bir adım bile atmıyorsun bunlarla ilgili. niye lan. Ben salakmıyım. Benim sölediğim hiç bir şeye değer vermiyorsun. Hacı bak. iyi dinle. Bu dünya gelip geçici. Yarın birgün ölüp gideceğiz. Genel mana da düşündüğün zaman yaptığın hiç bir şeyin anlamı olmaz. Patronda olsan, amale de olsan sonuç aynıdır. Emme velakin bunları düşünme hacı sen, yoksa karamsarlığa kapılır, hiç bir şey için çaba sarfetmez böle amale olarak geberir gidersin. Mutlu olmak için adım atmak lazım, bir uğraşı olması lazım insanın mutlu olabileceği. Yoksa böle bizim gibi mal mal şeyler düşünür insan. Vallahi. İşin gerçeği bu olm. Hiç birimiz tanrı değiliz, olmacağızda. Ama kendimize karşı bir saygınlık kazanmak için tırmalamamız lazım. En azından çabalamamız lazım müdür. Ne lan bu. Sanki sana eğitim veriyorum. Olm bunları sende biliyorsun, sonuçta ikimizde aynıyız.
Boşver müdür. Yine arada yol bitti bak. Sen bunları takma kafana, bende takmıyorum. Koyver gitsin.
Anahtarı çıkarmayı unutma cebinden, bak geldik eve. bende sigaradan son bir fort çekip atacağım. Yarın akşam gene görüşürüz, gömdüm.

12 Kasım 2009 Perşembe

Yine aynı yol

Yine aynı yol. Sigaramı çoktan yaktım, yağmur hafiften çiliyor, biraz da üşüyorum. Adımlarımı sıklaştırmam lazım; zamandan kazanırım. Yağmur da sigara içmenin keyfi de bir başka arkadaş, boşver sen.
Her gün bu yolu yürüyerek emekli olabilecek potansiyeli görümüyorum kendimde. Çok çabuk sıkılıyorum her şeyden.
Ama müdür, sonuçta eline biraz para geçiyor, harçlığın çıkıyor. Olsun sen böle devam et. Askerlikti, açıktan üniversiteydi falan hayat akar. İllaki bir şeyler çıkar.
Karamsar olmanın manası yok. Bir de şey var hacı. Adamlar ne para kazanıyor lan. Düşünsene bir fabrikan var, hidrolik sistemleri, micro yapılara uyguluyorsun. İşleme de müthiş hassasiyete ulaşmışsın. Muthiş para ve itibar kazanıyorsun. Ne güzel olur dimi lan. Bak ismide çok cakcaklı "hidrolik sistemleri, micro yapılara uyguluyoruz" sulogan olur hacı bu. Vallahi.
Sigara içmeyi neden unutuyorum ki kendi kendime konuşurken ? Dur bir fırt çekeyim şöle derinden. hehhhh tamam.
Bak çok şey var kafamda. Abi sen niye bölesin ya. Biraz da sen konuş, hep ben konuşuyorum. Niye sesin çıkmıyor lan senin ? Hayır kişilik bölünmesi yaşıyorum da, kendi kişiliğim hiç konuşmuyor, hep diğeri konuşuyor, yani ben. Allah Allah.
Neyse boşver. Böle olmasa bitmez bu yol, hem hayatta çekilmez.
Bir de şey var lan. Hep böle amale mi olacaksın sen? Her akşam diyorum sana ya, böle çekilmez olm hayat. Her gün her gün ne lan bu. Olmaz abi böle. Bak bir şeyler yap. Dur sigaradan çekeyim.
Olm nereye kadar lan, nereye kadar gider olm bu hayat, nereye kadar amale olacaksın hacı ?
Bir şeyler yap bence. vallahi. Giriş bir yerden ya. Nolursa olsun.
Ünlü atasözünü bilmiyor musun sen. Boğulursan okyanusta boğul müdür. hehe. Derede yüzüyorsun hep. Mayyaksın olm sen. Küfür edecem sana hee.
Yolu yarıladım nerdeyse. Her gün bu yol nasıl bitiyor hayret ya.
Bu zaman olayı varya, onu formülüze edelim mi hacı kalan yolda.
Düşünsene. Zaman kadar hızlı, zaman kadar yavaş bir şey yok hoca. Geçmiyor ama geçiyor lan. Yani duruşun bile bir akışı var, yavaş görecelik kazanıyor. hızlıyla yavaş birbirine karışıyor ve öleee bir yere doğru koşuyorsun. Düşün lan. Bu yol bitmez diyoruz her akşam senle beraber, her günde bitiyor ya. Bir günde bitmediği yok. Niye böle ki. Yani ya dur ya git. Böle kafamızı karıştırıyor. Boşver ya bu konuda sarmadı, kafamızı yormıyalım olm biz. Amale adamın ne işi olur zaman formülasyonuyla. Einstein misin olm sen ?

Küfür ettirme adama lan. Moralimi bozma akşam akşam. Dur sigaradan son bir fırt çekeyim. Lan bu sigarayı yakıyorum, elimde unutuyorum ya. Ama iyi oluyor boşver sen.

Geldik yine eve. Anahtar nerdeydi ya. heh ayakkabımın içindeymiş.

11 Kasım 2009 Çarşamba

yarım kilometre yol

Yarım kilometre yolum var. Yürü yürü bitmez. Ne düşünsem acaba.
Dur önce sigaramı yakayım, yoksa sarmaz, bitmez bu yol. Ustayı çekiştireyim biraz, cevab veremediğim sorularına, azarlamalarına şöle kapsamlı bir cevap vereyim, eline vereyim şunun.
La kara cahil, sevgili usta. Bir kere benim sorumluluğum belli, bana niye bir kerede 15 tane sorumluluk yüklüyorsun ? he söle bakayım, şimdi söle. Kendi sorumluluklarını bana yüklüyorsun, ki patron kıbleye doğru çevirmesin seni. Değil mi lan ? oğlum bak benim kafamı attırma, ağız burun dalarım sana, benim sorumluluğum belli. Bir daha benim karşıma bunlarla gelme, hadi.
Ya abi bırak a.satayım, en iyi memurluk, full yatış. Sigara yarı olmuş lan, vay be. Dur devam edeyim. Olm en iyi memurluk lan. Valla full yatış. Abi ben kpss'ye hazılanacam. hee bide şey olayı var lan; java. Mayyak bir şey, böle oyun yap, ne bileyim sistem kur. Her şey yapıyorsun, acayipte para varmış. Ona da dalmak lazım. Ya abi üniversite mezunusun ingilizce bilmiyon. Olm öğren lan şunu, yarım yamalak biliyorsun zaten. Biraz daha asıl öğren.

Şu insanlar varya şu insanlar. Acayip. Akıl sır ermiyor. Çalış çabala nereye kadar olm ? Nereye kadar gidecek lan bu hayat. Böle olur mu olm. Bir şeyler yapman lazım hacı. Vallahi. Bak kendimle konuşuyorum acayip sarıyor nedense, ya hacı bir yandan düşünüyorum bu yeteneğim olmasa her gün bitmez lan bu yol. Olm ben ilerde filozof olursam bilki bu yeteneğim yüzünden.

Dur biraz daha çekeyim sigaradan, süngerinden de çekeyim biraz. Nasıl olsa amaleyik...

Bak eve geldik. Bu günde bitti yol.

Hacı bitmez denilen şeyler hep bitiyor. Her şeyin sonu var ya. Vayyy be.

Anahtar nerde ya. Heee diğer cebimdeymiş.

01 Kasım 2009 Pazar

Neden otomotiv yan sanayi türkiye, cin ve hindistan da gelişiyor ?


Bu aslın da cevabı çok zor olan bir soru değil. Teknolojisi gelişmemiş, insani değerleri tam yerine oturmamış, bir ürün veya hizmet üretmekten aciz ülkeler her zaman saydığımız değerlere sahib ülkelere kölelik yapmak zorundadır. Artık yavaş yavaş avrupa ülkeleri ve amerika üretim hattından çekilmeye başladılar. Çünkü avrupa ülkelerinde işcilik maliyeti çok yüksek. Bu, ürüne yansıyor ve pazarı direk olarak etkiliyor. Bunun önüne geçmek için yapılabilecek tek şeyde üretim hattını, işciliği ucuz, amaleliği seven ülkelere yaymak. Dolayısıyla ürünün satılabilirliğini artırmak ve kar etmek. Mantık çok basit. Yapılması gereken tek şey işi projelendirmek ve bütün sorumluluğu "yan kuruluşa, yan sanayiye" yıkmak. Hizmet pazarlayanlar her zaman kazanır. Bir "değer yaratmak" beyin işidir; Araba, uçak, telefon, bilgisayar ve binbir çeşit ürün, hizmet. Bakın türkiye de bunlardan hiç biri yapılıyor mu? Hayır. Bu saydığım ürünlerin envaye çeşit parçasını üretiyor ama asıl ürünü üretemiyor. İşi güçü yancılık, olmaz. Bu işlerde asıl voleyi vuran proje sahibidir. Yan sanayi gelişsin tabii ki, gelişmesin demiyorum. Ama bu gelişmeyi "ülke kalkınıyor, uçuyoruz lan" diye lanse etmek çok yanlış. Evet, bur da bir kazan-kazan durumu söz konusu, yan sanayisi gelişmiş-gelişen ülkelerde işsizlik azalıyor ve bir iş gücü ortaya çıkıyor ama burda asıl kazanan, asıl uçan biz değiliz, yancılığını yaptığın ülkeler-firmalar. Bir otomobil firması sizden parça isterken üzerinize bir sürü sorumluluk yüklüyor, sizin işi nasıl yapacağınızla kesinlikle ilgilenmiyor, belirli bir kalite belirleniyor ve gerisi tamamen size kalmış. Bu otomobil firmasının karına tamamen, üzerindeki yükü tamamen size yıkıyor.

Uzatmayalım. Mesajımızı direk verelim.

Eyy yan sanayiciler, Avrupa ülkelerinin yancılığını yapan güzel insanlar. Çok sevinmeyin. Para kazanıyorsunuz, egonuz tavan yapıyor ama bur da asıl zarar gören bizleriz. Sizden rica ediyorum ulan. Bir şeyler üretin. İyi, kötü bir şeyler üretin. Otomobil üretin ulan, cep telefonu üretin, uçak yapın, aklınız da en uçuk ne varsa onu yapın ulan, teknoloji üretin. Amalelik yapmayın. Çılgın olun, para kaybedin biraz, risk alın biraz, nasıl olsa kazanıyorsunuz. Biraz da kaybedin ulan.

21 Ekim 2009 Çarşamba

6 bacaklı iş makinası




Timberjack firmasının tekerli ve paletli iş makinalarının giremediği yerler için üretilmiş bir iş makinası. 6 bacağın hepsi hidrolik sistem. Elektronik kontrolle bütün işler sürücü kabininden yapılıyor. Aşağıda ki video da görebilirsiniz. Makinanın ucun da takılı olan ve kütükleri adeta "şakır şakır" doğrayan alette ayrı bir icat..


17 Ekim 2009 Cumartesi

İslam ülkesinden iskandinav ülkelesine bakış


Ders çalışma bahanesiyle odalarında yanlız kaldılar. Dünya hala kabullenmekte zorluk çekiyor. Ama bu bazı insanların hiç ama hiç umrunda değil. Yaşanan şeyler, hissedilen duygular, yapılan inanılmaz paylaşımlar vardı ortada. Karşı olan insan bile o anın büyüsüne kaptırır kendisini, alamaz. Etraf, etrafta olanlar hayal edilir, perdenin arasından sızan güneş hayal edilir, tayallül edilir yüze vuran nazik, çekingen güneş. Bir umursamazlık vardır ortada. Çenenin altında hissedilen ıslak bir dudak, üstünde sıçak bir ten ve içinde inanılmaz volkanlar, durulan sular. Patlayan volkanların durulan sulara sızması gibi.

O an, hiç bir şey düşünmeden yaşanılanlar. Hiç bir sorgulama olmadan. Sevap, günah. Ahlak, kural. Hiç bir şey. İnsan olduğunu en çok anladığın an veya hayvan, o an. Samimiyetsizler dünyasın da en samimi olunan, karanlığa bürünmüş bir odada bir kıvılcım gibi, doğmakla ölümün karışımı, bir ağacın meyvesine karşılıksız, saf bakışı gibi, nadide, nadidedir o an. Sevgi değildir, aşk değildir, tanıma sığmayacak kadar büyüktür, kelimelere indirgenemeyecek kadar büyük, dünya için küçük, insanlar için küçük, adi.